Ayancık-Zaviye Köyü-Paylaşım Forumu Forum Ana Sayfa Ayancık-Zaviye Köyü-Paylaşım Forumu

 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Hz. Mevlâna'nın Ahlâkî ve Sosyal Yönü

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Ayancık-Zaviye Köyü-Paylaşım Forumu Forum Ana Sayfa -> Hz.Mevlana celalettini rumi
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Sinay_57
Site Sahibi
<font color=blue><b>Site Sahibi


Kayıt: 24 Tem 2007
Mesajlar: 3792
Konum: Alm-Kassel Eğer aşık isen yare,Sakın aldanma ağyare,Düş ibrahim gibi nare,Bu gülşende yanan olmaz.

MesajTarih: 12,11,2007, 16:56:48    Mesaj konusu: Hz. Mevlâna'nın Ahlâkî ve Sosyal Yönü Alıntıyla Cevap Gönder

Hz. Mevlâna'nın Ahlâkî ve Sosyal Yönü

1. İnsanî Münasebetlerde Dikkat Ettiği Hususlar:

Mevlânâ, hasımları tarafından kendisine reva görülen dil uzatmalara ve uygunsuz lakırdılara hiç acı cevap vermez; yumuşaklıkla mukabelede bulunurdu.

Molla Câmî, şöyle naklediyor: (116)

Mevlânâ'ya düşmanlık güden Konyalı Sirâceddin'e Mevlânâ'nın: "Ben yetmişiki milletle beraberim" dediğini söylediler. Sirâceddin de düşmanlığından, Mevlânâ'yı huzursuz etmek ve kıymetten düşürmek niyetiyle, yakınlarından olan bir âlimi ona gönderdi. O âlim, Sirâceddin'in talimatına göre, büyük bir kalabalık içinde Mevlânâ'ya, sen böyle mi söyledin, diye soracak, şayet ikrar ederse kendisini edep dışı sözlerle incitecek, insanlar arasında mahcup edecekti.

O âlim, Mevlânâ'nın huzuruna geldi ve sordu: "Sen yetmişiki milletle beraberim diye söyledin mi?" Mevlânâ da cevaben:

"Evet demişim" deyince, o âlim ağzına geleni söyledi, aşırı derecede ileri geri konuştu. Mevlânâ tebessüm ederek dedi ki:

"Senin bu söylediklerine rağmen, seninle de beraberim."

2. Hizmetkârlara Karşı Davranışı:

Mevlânâ, cariyelere, hizmetkârlara karşı muamelesinde ve anlayışında da güzel ahlâklıdır. O dâima gönül verdiği Hazret-i H.Z.Muhammed S.A.V.'in güzel ahlakıyla ahlâklanmış bir şahsiyettir. Hazret-i H.Z.Muhammed S.A.V.'in, "Onlara giydiğinizden giydiriniz; yediğinizden yediriniz." hadisinin şuûrundadır.

Mevlânâ'nın kızı Melike Hatun, birgün cariyesine sert davranmış, onu azarlamıştı. Kızının bu durumunu gören Mevlânâ, ona:

"Onu neden incitiyorsun? Acaba, o hanım; sen de cariye olsaydın ne yapardın? ister misin ki, bütün dünyâda Allah C.C.'dan başka kimsenin kölesi yoktur, diye fetva vereyim. Hakikatte onların hepsi bizim kardeşlerimizdir."(117) der.

3. Suçlulara Karşı Muamelesi:

Mevlânâ, güzel ahlakıyla hep affedici olmuş, suçlulara karşı gösterdiği hoş anlayış ve muâmelesiyle, onları cemiyete, insanlığa kazandırmıştır.

Mevlânâ, birgün odasında namaz kılıyordu. Birisi içeri girdi ve fakirim, hiçbir şeyim yoktur, dedi. Sonra Mevlânâ'yı namazın huzuruna dalmış, kendisinden habersiz olduğunu anlayınca ayağının altındaki halıyı çekti ve alıp gitti.

Hoca Mecdeddin bu durumu öğrenir öğrenmez, o şahsı aramaya başladı ve onu bit pazarında halıyı satarken yakaladı, sonra eziyet ede ede o fakiri Mevlânâ'nın huzuruna getirdi. Mevlânâ, Hoca Mecdeddin'e söyle dedi:

"İhtiyâcından ötürü bunu yapmıştır, ayıp değildir. Onu mazur görüp, ondan halıyı satın almak lâzımdır."(118)

4. Çocuklara Karşı Şefkati:

Mevlânâ, çocuklara karşı çok merhametli ve şefkatli idi: Birgün Mevlânâ, mahalleden geçiyordu. Çocuklar da yolda oynuyorlardı. Uzaktan Mevlânâ'yı görünce hepsi birden koşarak saygı ile huzurunda durdular. Yalnız çocuklardan biri uzakta idi. Ben de geliyorum, diye bağırdı. Mevlânâ, çocuk işini bitirip gelinceye kadar bekledi.(119)

5. Hazret-i Mevlânâ Sevgi ve Barış'ın Sembolü:

Mevlânâ, dâima birleştiricidir, barıştırıcıdır; sevginin ve barışın adetâ sembolüdür.

İki ulu kişi birbirlerine düşmanlıkta bulunuyor, münasebetsiz sözler söylüyorlardı. Onlardan biri ötekine:

"Eğer yalan söylüyorsan, Allah C.C. senin canını alsın!" diyor, diğeri ona:" Eğer sen yalan söylüyorsan, Allah C.C. senin canını alsın." diyordu. Mevlânâ, onların arasına girip:

" Hayır, hayır. Allah C.C. ne senin, ne de onun canını alsın.

O, benim canımı alsın, çünkü canı alınmaya ancak biz lâyıkız" dedi.

Her ikisi de barıştı. (120)

6. O'nun Anlayışında Çalışma ve İnsan:

"İnsanın elde ettiği şey, zararsa çalışmamasından ileri gelmiştir; kârsa çalışıp çabalamasından." (121)

"Kazanmak da ekin ekmeye benzer, ekmedikçe ona sahip olmaya hakkın yoktur."(122)

"Hiç buğday ektin de, arpa verdiğini gördün mü."(123)

Sözleriyle Mevlânâ, dostlarına çalışmayı emrederdi.

Miskinliği reddeden Mevlânâ derdi ki:

"Tevekkül ediyorsan, çalışmak hususunda da tevekkül et; kazan da sonra Allah C.C.'a dayan. "(124)

"Birisi bir define buluverir, " Ben de onu istiyorum, dükkanla, alışverişle ne işim var?" der.

Baht işi bu, fakat nâdirdir. Tende kudret oldukça çalışıp kazanmak gerek. Çalışıp kazanmak, define bulmaya manî değil ya. Sen işten kalma da, nasibinde varsa define de arkandan gelsin." (125)

7. O, Dostlarına, Helâl Kazanç ve Helâl Lokmayı Tavsiye Ederdi:

Mevlânâ, dostlarına, ne olursa olsun helâl kazancı, helâl lokmayı tavsiye ve emrederdi:

"Nur ve kemâli arttıran lokma, helâl kazançtan elde edilen lokmadır.

ilim ve hikmet helâl lokmadan doğar; aşk ve rikkat (gönül inceliği) helâl lokmadan meydâna gelir." (126)

8. O'nun Dostlarına Emri: Dilenmeyin'....

Mevlânâ, dostlarına dilenmeyi yasaklamış ve: "Biz, kendi dostlarımıza dilencilik kapılarını kapattık. Dostlarımız, ticâret, kitabet veya harhangi bir el emeği ve alın teri ile geçimlerini temin etsinler. Biz Hazreti Peygamber'in "Gücün yettikçe, istemekten sakın." emrini yerine getirdik. Bizim müridlerimizden kim bu yolu tutmaz ise, onun bir pul kadar değeri yoktur." (127) buyurmuştur.

III. Hazret-i Mevlânâ'nın Kâinatı Kucaklayan Değeri: insan Sevgisi ve Hoşgörüsü...

Mevlânâ'nın kâinatı kucaklayan değeri, insan sevgisi ve hoşgörüsü, Allah C.C.'a olan hudutsuz aşkının ve Muhammedi feyze tam mazhar olarak rahmet mâdeni oluşunun tabiî neticesidir. Taşıdığı ilâhî aşk, eriştiği H.Z.Muhammed S.A.V.î feyz, onu mahviyet sahibi yapmış; benliğini, kibrini almıştır. Mevlânâ'nın işlerinde kendini beğenmişliğin zerre kadar görülmemesi bundandır. O, kibirden ve nefretten arınmış; mahviyet ve muhabbetle bezenmiştir.

Mevlânâ, alçak gönüllülükte büyüklük, büyüklükte alçak gönüllük; varlıkta yokluk, yoklukta varlık; hiçlikte kemâl, kemâlde hiçlik gösterirdi.

Mevlânâ'nın hudutsuz insan sevgisinde ve hoşgörüsündeki temel esaslardan bir diğeri de, Müslümanlığın üzerinde' hassasiyetle durduğu, "insan yaratılmışların en şereflisidir" düstûrudur. Mevlânâ bu şerefin şuuruyla insanları kucaklar; yaratılmışları, âşık olduğu yaratandan ötürü, herhangi bir nefis mücadelesine girmeden, rahatlıkla hoş görüverir.

Mevlânâ'nın, kim olursa olsun insanları hoş görüşü, insanlara hoş davranışı, kendisini dâima küçülterek insanlara hayırlı dualar etmesi, kendi önünde kapananlara, kâfir de olsa, mukabelede bulunması, onun İlâhî aşkla, ilâhî cezbelerle ve Allah C.C.'ın cemâl nurlarına gömülmüş olarak yaşamasındandır.

a. O'nun Toprak gibi Yaşayışından Bir Tablo:

Birgün bir Ermeni kasabı, Mevlânâ'ya rastladı, onun önünde yedi defa yere baş koydu. Mevlânâ da baş koydu. Mevlânâ hâl diliyle yaşadığını haykırıyordu:

"insan oğullarının hamuru topraktandır. Eğer insan, toprak gibi olmazsa Adem oğlu değildir."'(128)

b. O'nun Tevazuu (Alçakgünüllüğü) ve Mahviyyeti (Yokluğu):

Rivayet edilen şu vak'a çok dikkat çekici, hayret vericidir:

İstanbul'da bilgin bir rahip vardı, Mevlânâ'nın ilmini, hilmini, tevâzûunu işitmiş, ona hayran olmuştu. Mevlânâ'yı görmek üzere Konya'ya geldi. Kendisini karşılayıp ağırlayan şehrin rahiplerinden Mevlânâ'nın ziyaretini rica etti. Toplu bir halde, Mevlânâ'nın ziyaretine giderlerken yolda karşılaştılar. Rahip hemen Mevlânâ'nın önünde yere baş koydu. Yerden başını kaldırınca, Mevlânâ'nın başının yerde olduğunu gördü.

Mevlânâ'nın önünde defalarca yere baş koyan rahip, her başını kaldırdığında, Mevlânâ'nın başının yerde olduğunu görüyordu. Nihayet dayanamayıp feryâd ederek:

"Ey dinin sultânı! Benim gibi zavallı ve kirli birine karşı gösterdiğin bu ne tevazu; bu ne kendini hor görmekliktir" dedi. Mevlânâ da şu cevâbı verdi:

"Allah C.C.'ın rızıklandırdığı, mal ile cömertlik yapan; güzellikle., iffet sahibi olan; şeref ile tevazu gösteren; saltanat ile adaleti icra eden kimselere ne mutlu" diyen bizim sultanımız H.Z.Muhammed S.A.V. Mustafa'dır. Öyleyse, Allah C.C.'ın kullarına nasıl tevazu göstermiyeyim ve niçin kendi küçüklüğümü belirtmiyeyim. Eğer bunu yapmaz isem neye ve kime yararım?"

"Yolun güneşi olan Peygamber bile "Nefsini aşağılayan kişiye ne mutlu!" dedi.

Ona kulluk etmek, sultanlıktan iyidir; çünkü "Ben, ondan hayırlıyım" sözü, şeytan sözüdür.

Adem'in kulluğu ile Iblis'in kibrine bak da aradaki farkı gör, Adem'in kulluğunu seç."(129)

Rahip ve arkadaşları, Mevlânâ'nın bu hâli ve sözleri karşısında müslüman oldular.

Mevlânâ, huzur içinde, medresesine döndüğünde, neşeyle ve sevinçle oğlu Sultan Veled'e:

"Bahâeddin, Balıâeddin! Bugün zavallı bir rahip, bizim tevâzûmuzu elimizden kapmaya niyet etti, fakat Allah C.C.'a hamd olsun, Allah C.C.'ın bağışladığı hidâyetle ve Peygamber Efendimizin yardımı ile tevâzûda ona galip geldik?" (130) demiştir.

Haçlıların kılıcı müslümanlarm kanı ile boyanmış olduğu tarihi bir hakikat iken, büyük bir din adamının, Hak dinin dışında olanlara karşı gösterdiği tevazu hayret verici bir durumdur. Fakat onun, islâm adına dâima kazandığını görmekteyiz. Elinden tuttuğunun, gözüyle baktığının, önünde eğildiğinin hidâyetine ve ebedi saadetine vesile olmuş, Allah C.C.'a ulaştırmıştır.

c. Hazret-i Mevlânâ Oğluna Der ki:

Mevlânâ'nın, biricik oğlu Sultan Veled'e etmiş olduğu bugün de tazeliğini muhafaza etmekte olan öğütleri, -onun tanıtmaya çalıştığımız- şahsiyetinin özü, özetidir; hudutsuz çerçevesidir.

Mevlânâ, oğluna der ki:

"Bahâeddin! Eğer dâima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!

Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!

Merhem ve mum gibi ol,

iğne gibi olma,

Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen

fena söyleyici,

fena öğretici,

fena düşünceli olma!

Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun, iste o sevinç Cennetin tâ kendisidir.

Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, dâima üzüntü içinde olursun, işte bu gam da Cehennemin tâ kendisidir.

Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi, çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar.

Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir.

Bütün peygamberler ve velîler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular. Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular. (131)

ç. Hazret-i Mevlânâ Oğluna Der ki:

Mevlânâ, oğluna der ki:

"Bahâeddin.' senin düşmanını sevmeni, düşmanının da seni sevmesini istersen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle. O düşman senin dostun olur; çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.

Allah C.C.'ın sevgisini de onun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür. Allah C.C. buyurdu ki: "Ey kullar, kalbinizde arınma olması için beni çok anmaktan geri durmayın."

Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa, Allah C.C.'ın nurunun parlaklığı da kalbde o nispette fazla olur. Nitekim, ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa, o kadar ekmek alır. Soğuk olunca ekmek almaz"(132)

d. Son Söz

Hazret-i Sultan Veled'den:

Bahsimizi, Mevlânâ'nın çok yüce, pek engin feyiz nurlarının parlaklığı içinde teessüs etmiş olan Mevlevi Yolunun gelişmesine, yayılmasına, ilmiyle, irfânıyla, şiir ve eserleriyle, yüksek fazilet ve himmetiyle büyük hizmetler etmiş; Mevlânâ'nın "Sen yaratılış ve huy bakımından, insanların bana en fazla benziyenisin" (133) dediği oğlu Sultan Veled'in Rebâb-nâme'sindeki Türkçe manzumelerinden şu beyitleriyle bitirelim:

REBÂB-NÂMEDEN

1. Mevlânâ gibi cihanda olmadı,

Ançılayın kimse Hak'dan tolmadı.

2. 0 güneşdür evliyalar yulduzı,

Dükeline ol degürür uruzı.

3. Terinden her bir kişi bahşiş bulur

Haslarım bahşişi ayruksı olur.

4. Bahşîşi, kim verdi Hak Mevlânâ'ya,

Anı ne yoksula verdi ne baya.

5. Siz anı binüm gözümle görünüz,

Anun esrarını binden sorunuz.

6. Ben deyem sözler ki, kimse demedi

Ben verem ni'met ki, kimse yemedi.

7. Ben verem hil'at ki, kişi geymedi,

Kimse binüm bahşîşümi saymadı."(134)

REBÂB-NÂME'DEN

1. Dünyâda, Mevlânâ gibi, hiç bir kimse olmadı (yetişmedi); kimse de onun gibi Hak'dan dolmadı (ilâhi aşk ve feyze ermedi)

2. O, güneştir, veliler yıldızıdır. O, herkese nasip eriştirir.

3. Herkes, Allah C.C.'dan, bir ihsana nail olur, fakat has kullarının armağanı başka türlü olur.

4. Allah C.C., Mevlânâ'ya verdiği ihsanı, ne bir yoksula, ne de bir zengine vermiştir.

5. Siz onu, bir de, benim gözümle görünüz; onun sırlarını benden sorunuz.

6. Ben, kimsenin söyleyemediği sözleri söyleyebilirim. Ben kimsenin yemediği nimetleri verebilirim.

7. Ben kimsenin giymediği hil'atı verebilirim. Kimse benim verebileceğim manevî armağanı, sayı ile hesap edemez.

_________________
<font color="blue" size="2"><b>Ayancık Zaviye Köyü Yönetim Ekibi
Site Sahibi :

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

</b></font>
_______________


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



<marquee width="400" height="50">
<font color="green" size="4">Merhaba Emege saygı için bir mesaj yazınız! Selam ve dua ile</marquee>
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Ayancık-Zaviye Köyü-Paylaşım Forumu Forum Ana Sayfa -> Hz.Mevlana celalettini rumi Tüm zamanlar GMT
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açabilirsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap verebilirsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



DOST SiTELER BÖLÜMÜ
Diyanet isleri baskanligiAyancik com

shadow forumPayLaSiMin Tek YeRi EfLaniForum

Sinop'lu Sanatçılar Birliği Sayenizde Forumu



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.051